KÜRESEL SUMUD FİLOSU YARGILAMASININ ULUSLARARASI HUKUKTAKİ YERİ
Ekim 2025'te uluslararası sularda durdurulan Küresel Sumud Filosu, bugün hem evrensel yargı yetkisinin kullanılmasını hem de açık denizlerdeki cezasızlık algısının kırılmasını gündeme taşımaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma sonunda düzenlenen 10 Nisan 2026 tarihli iddianame, aralarında üst düzey yetkililerin de bulunduğu 35 İsrailli şüpheli hakkında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, davanın ilk duruşması 23 Ekim 2026'da yapılmıştır. Dosyada 101 müşteki/mağdur yer almaktadır. Sanıklar arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz, eski Savunma Bakanı Yoav Gallant, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve diğer askerî ve siyasi yetkililer bulunmaktadır. Bu yazı, davanın somut çerçevesini, Mavi Marmara tecrübesiyle ilişkisini ve kararların infaz kabiliyetini değerlendirmektedir. Süreçte yaşanan gelişmeleri, ilk duruşmada öne çıkan talepleri ve davanın sonunda ortaya çıkacak tabloyu ele almakta, dünyadaki benzer davalarla da karşılaştırma yapmaktadır.

Müşteki Mağdur Sumud Aktivisti
Şüpheli Netanyahu ve Çetesi
Temel bulgular
Duruşmaya Yansıyan Somut İddialar
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada müşteki ve mağdurların anlattıkları, iddianamedeki suç tiplerinin maddi temelini oluşturmaktadır. Anlatılanlar aktarabildiğimiz kadarıyla suçlarla ilişkilendirilmektedir.
Gemilere çıkış ve alıkonulma (TCK m. 109, 223)
Müşteki Kasım Aktağ ve diğer aktivistler, uluslararası sularda seyrederken gemilerine tam teçhizatlı askerlerin çıktığını anlatmıştır. Rızaları hilafına alıkonulan aktivistler Aşdod Limanı'na götürülmüş, tüm dış iletişimleri kesilmiş, telsizle kurulan irtibat üzerinden tehdit edilmişlerdir. Açık denizde bir kısmının gemisi drone saldırılarına da maruz kalmıştır.
Kötü muamele, şiddet ve yaralama (TCK m. 96, 86, 87)
Müştekiler, saatlerce ters kelepçede bekletildiklerini, silah doğrultularak infaz tehditlerine maruz kaldıklarını ve köpekli aramalara tabi tutulduklarını anlatmıştır. Kronik hastaların ilaçları çöpe atılmış, tıbbi müdahale yapılmamış, yiyecek ve su baskı aracı olarak kullanılmıştır. Koğuşlarda sıcak-soğuk hava verilerek hasta edilmeye çalışıldıkları da belirtilmiştir.
Diğer bulgular için rapora müracaat ediniz.



